<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Karadayı Psikoloji</title>
	<atom:link href="https://xn--karadaypsikoloji-gqc.com.tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://xn--karadaypsikoloji-gqc.com.tr</link>
	<description>Psikolog</description>
	<lastBuildDate>Wed, 02 Aug 2023 08:44:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.1</generator>

<image>
	<url>https://xn--karadaypsikoloji-gqc.com.tr/wp-content/uploads/2023/06/logoyuvarlak.png</url>
	<title>Karadayı Psikoloji</title>
	<link>https://xn--karadaypsikoloji-gqc.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Az Dopamin</title>
		<link>https://xn--karadaypsikoloji-gqc.com.tr/az-dopamin/</link>
					<comments>https://xn--karadaypsikoloji-gqc.com.tr/az-dopamin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[kdpsikoloji]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Aug 2023 08:44:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Az]]></category>
		<category><![CDATA[Dopamin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://xn--karadaypsikoloji-gqc.com.tr/?p=1258</guid>

					<description><![CDATA[Ekin hem okulunu hem de basketbolu aynı anda yürütebilen ender insanlardandı. Sosyal hayatı imrenilecek derecede aktif ve genişti. Aynı zamanda çok zeki ve derslerinde de başarılıydı. Sürekli hareket halindeydi hiç durmazdı. Bu nedenle takımda ona atom karınca şeklinde seslenirlerdi. O kadar dikkatliydi ki her şeyi anında fark ederdi. Sürekli yeni fikirler oluşturmaya çalışırdı. Nasıl daha [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ekin hem okulunu hem de basketbolu aynı anda yürütebilen ender insanlardandı. Sosyal hayatı imrenilecek derecede aktif ve genişti. Aynı zamanda çok zeki ve derslerinde de başarılıydı. Sürekli hareket halindeydi hiç durmazdı. Bu nedenle takımda ona atom karınca şeklinde seslenirlerdi. O kadar dikkatliydi ki her şeyi anında fark ederdi. Sürekli yeni fikirler oluşturmaya çalışırdı. Nasıl daha iyi olabilirimin peşindeydi. Çok yaratıcı ve hayalperestti. Ama inanılmaz eğlenceli biriydi. Basketbol takımının göz bebeğiydi. Ama Ekin maçlarda yenilgiyi hiç sindiremezdi. Herkesten iyi olmak için gece gündüz antrenman yapardı. Bu nedenle de hep yıldız oyuncuydu. Takımda herkes ile çok iyi anlaşırdı fakat Gülce ile daha bir yakındı. Çünkü onunla hem okul hem de takım arkadaşıydı. Bütün vakitlerini beraber geçirirlerdi.</p>



<p>&nbsp;Ekin ve Gülce’nin takımı, Mersin deplasmanına gidebilmek için okuldan almışlardı. Perşembe gecesi yola çıkacaklardı. Gece saat 00.00 da servisleri Mersin’e gitmek için hareket etmişti. Cuma günü tüm gün antrenmanla geçecekti. Cumartesi maçları vardı. Yolda giderlerken çok mutlu ve eğlenceliydiler. Hatta Sezen Aksu’nun yeni çıkan ‘’Manifesto’’ şarkısıyla dans ediyorlardı. Ekin biraz daha aksiyon olması için şoföre:</p>



<p>-Abi biraz daha hızlı gider misin? &nbsp;dedi.</p>



<p>Şoför:</p>



<p>-Ekin’im yol durumuna bakayım ona göre ayarlarız bir şeyler.</p>



<p>Bir süre sonra yol sakinleşti ve şoför daha da hızlanmıştı. Kızlar hala ayakta ve dans etmekteydiler. Şoför birden direksiyon hakimiyetini kaybetti ve yuvarlanmaya başladılar. Herkes çığlık çığlığa oradan oraya savruluyordu. Çok korkmuşlardı. O sırada bir pencere açılmıştı o esnada Gülce pencereden dışarı savruldu. Sonunda otobüs ağaçlık bir alanda durdu. İçerideki herkes ağır yaralıydı. Tabi bir kişi de eksik&#8230;</p>



<p>Veliler çocuklarını arayıp ulaşamayınca merak etmişlerdi. Bir araya gelip polisi aradılar. Polisler hemen telefon sinyallerinden otobüsün yerini buldular. Kazazedeleri hastaneye kaldırdılar. Herkes ya yoğun bakıma ya da ameliyata alındı. Gülce’yi her yeri ezilmiş çok kötü bir halde çalılıkların arasında hayatını yitirmiş bir vaziyette bulmuşlardı. Hastaneye getirdiklerinde aileler perişandı ve ağlıyorlardı. Ameliyata giren şoför de hayatını kaybetmişti. Takımın geri kalanını iki gün yoğun bakımda uyuttular. İki günün ardından Ekin, antrenörleri ve takım arkadaşları normal odaya geçirildiler. Ekin gözlerini açar açmaz Gülce’yi sordu annesine. Annesi nasıl söyleyeceğini düşünürken ağzından ‘’kızım Gülce’yi kaybettik.’’ sözleri döküldü.</p>



<p>Ekin:</p>



<p>-‘’Anne nasıl kaybolur? İyice aradılar mı?’’ diye sordu.</p>



<p>Annesi, ‘’Kızım Gülce camdan fırlayarak ölmüş.’’ deyince Ekin’in ‘’benim yüzümden oldu’’ diyerek çığlık attı. O sırada hemşire odaya girerek şoförün de ölüm haberini verince Ekin krize girdi. Hıçkırıklara boğularak ‘’benim yüzümden oldu’’ deyip duruyordu. Hemşire iğne yaparak Ekin’i sakinleştirdi. Ertesi gün takımla beraber taburcu oldular. Bir ay boyunca antrenman ve maçtan söz etmediler. Hiçbir şey yapmayacaklardı. Ekin eve döndüğünde hareketleri duruldu, sosyal yaşantısı sıfıra inmişti. Hiç evden çıkmıyordu.</p>



<p>&nbsp;Okula bile zor gidiyordu. Kendini hayattan soyutlamıştı. Sürekli Gülce yanındaymış gibi davranıyordu. Sürekli bir yerlere dalıp, kendi kendine gülüyor, okula onunla konuşa konuşa gidip geliyordu. Ailesi bu durumu önceleri fazla önemsemiyordu. Öğretmenleri bile normal olduğunu düşünüyorlardı. Sonuçta en yakın arkadaşını ve onları taşıyan servis şoförü bir bakıma onun yüzünden ölmüştü. Ekin’in bu travmadan çıkması çok güç olacaktı. Ama bu durumu travmanın ötesindeydi kimse bunu anlamıyordu.</p>



<p>Bir gün antrenmanda setleri çalışırlarken Ekin topu boş bir alana attı. Antrenörü nereye attığını sorunca Ekin ‘’nasıl görmezsiniz orada Gülce vardı ona attım o da basket attı’’ dedi. Bunu duyan takım arkadaşları ve antrenörleri artık Ekin’den korkmaya başlamışlardı. Bu duruma bir çare bulmaları şarttı. Antrenörleri, Ekin için bir psikiyatristten iki gün sonrası için randevu aldılar. O iki gün içinde Ekin’i ikna etmeye çalıştılar. O gün gelip çatınca Ekin gitmeyi hiç istemedi. ‘’Ben hasta mıyım? Neden götürmeye çalışıyorsunuz’’ diyerek çıkışmıştı. Ama sonra antrenörleri Gülce’nin de orada olduğunu söyleyerek onu ikna ettiler.</p>



<p>Doktor Ekin’in o kadar önemli bir rahatsızlığının olmadığını ilaç kullanarak düzelebileceğini antrenörlerine anlattı. Antrenörleri Ekin’i eve götürme bahanesiyle ailesiyle de konuşmaya gitti. Olup biten her şeyi ailesine anlattılar. Ekin’in ailesinden onu psikiyatriye habersiz götürdükleri için özür dilediler. Ekin’in ailesi aksine minnet duyduklarını ve çok teşekkür ettiklerini söylediler. Ekin o sırada hayali arkadaşı Gülce’yle kıkırdaşıp konuşuyordu. Antrenörleri Ekin ve ailesine veda edip oradan ayrıldılar. Annesi ilaçlarını vermek için Ekin’in odasına gitti. Ekin’e ilaçlarını verdi ve odadan çıktı. Ekin hasta olduğunu kabul etmediği için ilaçları içmedi ve çekmecesinde sakladı.</p>



<p>Bir ay geçmişti ve Ekin bu süre içinde hiç ilaç içmemişti. Hala Gülce’nin var olduğuna inanıyordu. Bir gece yarısı herkes uyuduktan sonra Ekin uyandı ve balkona çıktı. Kendi kendine ‘’tamam Gülce şimdi atlayacağım fakat sen beni sıkı tut tamam mı?’’ diyordu. Demek ki aşağıda hayali arkadaşı Gülce, Ekin’i çağırıyordu. Tam atlayacakken babası Ekin’in kolundan tuttu. ‘’Kızım dur aşağıda kimse yok, kimse seni çağırmıyor hadi gel biz uyuyalım.’’ diyerek sakinleştirdi. Gülce’nin en sevdiği yastığı vermek için çekmeceyi açtığında, kızının içmediği ilaçları görünce çok üzüldü. Ertesi gün kendileri ve Gülce için profesyonel bir destek almaya karar vermişlerdi. Bu durum, Gülce’nin hem ilaçları içmesi için hem de yaşadığı travma etkisini azaltması için ona çok iyi gelmişti. Ailesi ise nasıl kızlarına destek olabileceği konusunda farkındalık kazanmıştı. Artık Gülce ilaç içmesi gerektiğinin farkındaydı ve travma sonrası oluşan halüsinasyonları ilaçlar ve psikolojik danışmanlıkleri sayesinde azalmaya başlamıştı. psikolojik danışmanlıkler ona çok iyi gelmişti.&nbsp; &nbsp;</p>



<p class="has-text-align-right" style="font-style:italic;font-weight:400"><strong>Psikolog Adayı Elifnaz Tezel    </strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://xn--karadaypsikoloji-gqc.com.tr/az-dopamin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Günümüzün Problemi Erteleme</title>
		<link>https://xn--karadaypsikoloji-gqc.com.tr/gunumuzun-problemi-erteleme/</link>
					<comments>https://xn--karadaypsikoloji-gqc.com.tr/gunumuzun-problemi-erteleme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[kdpsikoloji]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Aug 2023 08:32:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Erteleme]]></category>
		<category><![CDATA[Günümüzün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://xn--karadaypsikoloji-gqc.com.tr/?p=1255</guid>

					<description><![CDATA[Bu yazıyı sizler için yazarken, kendimde de fark ettiğim; bir şeyleri erteleme konusunu sizlerle ele almak istedim. İngilizcede ‘’Procrastination’’ olarak da bilinen erteleme hastalığı, kişinin yetiştirmesi gereken işleri ötelemesi, yapmaktan kaçınması ya da sürekli olarak ileri zamanlara ötelemesi olarak tanımlanır. Siz de önemli bir iş yapmanız gerekirken, başka işlerle oyalandığınızı, o işle oyalanırken ağırdan aldığınızı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bu yazıyı sizler için yazarken, kendimde de fark ettiğim; bir şeyleri erteleme konusunu sizlerle ele almak istedim. İngilizcede ‘’Procrastination’’ olarak da bilinen erteleme hastalığı, kişinin yetiştirmesi gereken işleri ötelemesi, yapmaktan kaçınması ya da sürekli olarak ileri zamanlara ötelemesi olarak tanımlanır.</p>



<p>Siz de önemli bir iş yapmanız gerekirken, başka işlerle oyalandığınızı, o işle oyalanırken ağırdan aldığınızı veya eylemden alenen kaçtığınızı, kaçış yolları aradığınızı fark ediyor musunuz? Öyleyse bu yazıyı sonuna kadar okumanızı tavsiye ederim. Çünkü bu yazımda ertelemeyi ele alacağım.</p>



<p>Erteleme hastalığı; kişiler, zamanı doğru kullanamadıkları için gerek okulda gerekse profesyonel yaşamlarında güçlüklerle karşılaşırlar. İşin tamamlanması gereken zaman yaklaştıkça öfke ve stres seviyeleri artar. Zaman ilerledikçe, çoğu kişi yapılacak işi çok daha yüzeysel şekilde tamamlarlar. Bunun sonucunda da stres seviyeleri artmaya ve öz güvenleri düşmeye başlar.</p>



<p>Erteleme sorununda bireyin hem kişilik özelliği hem de duruma göre erteleme bileşenleri ele alınır. Çoğunlukla kendini yetersiz hisseden, üşengeç, plansız hareket eden, zaman yönetimini iyi kullanamayan ve yapacağı işle ilgili yeterli donanıma sahip olmayan kişiler erteleme davranışı göstermeye daha yatkındır. Aynı zamanda mükemmeliyetçi kişilik özelliğine sahip kişiler genellikle istedikleri olmayacak endişesi, başarısız olma korkusu ve kendi kendisine olan beklentisinin yüksek olması erteleme hastalığı olan kişilerin özellikleri arasındadır. İçgüdüsel ve anlık duygular ile hareket edildiği için öz kontrolleri zayıftır.</p>



<p><strong>Erteleme Sorununun sebepleri şu şekildedir:</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Motivasyon eksikliği</li>



<li>Küçüklük döneminde otoriter ve baskıcı ebeveynlere sahip olma</li>



<li>Kötü zaman yönetimi</li>



<li>Mükemmeliyetçilik</li>



<li>Başaramama kaygısı</li>



<li>Kişiliğe uygun olmayan iş seçimi</li>



<li>Yetersiz bilgiye sahip olma</li>



<li>Bitirememe kaygısı</li>
</ul>



<p><strong>Erteleme Problemi ile başa çıkmak için tavsiyeler:</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Hayatta karşılaşılan pek çok problemde olduğu gibi erteleme problemi ile mücadele eden kişilerin de yapması gereken ilk iş problemi kabul etmektir.</li>



<li>Kendinizi keşfe çıkın: Mesela hangi konuları daha çok erteliyorsunuz? Ertelediğiniz zaman bu size nasıl hissettiriyor? Hangi sıklıkla bu davranışı gerçekleştiriyorum? Bunların cevapları sizin için erteleme davranışının farkındalığını artırarak bilinçdışı yapılan davranışı bilinçli bir şekilde baş etmek için çaba sarf etmenizi sağlayacaktır.</li>



<li>Sonrasında, ertelenen işi yapmak için gerekli olan konsantrasyonu bozan faktörler not edilerek; başlamayı geciktiren/ erteleten sebepler ortadan kaldırılmalı.</li>



<li>Kendinizi keşfettiğinizde nelerin konsantrasyonunuzu ve motivasyonunuzu sağladığını da keşfedeceksiniz ve o ortamı kurmanız çok daha kolay olacak.</li>



<li>Motivasyon kaynağınızı kendinizin farkına vardıkça gözlemleyebilirsiniz. Bunun için pek çok alternatif eminim bulunabilir. Mesela bazılarımız için, sessiz bir ortam motive ediciyken bazı kişiler için bir şarkı ile ertelediği işe başlamak motive edici gelebilir ya da küçük kokulu mumlar bazılarımız için motive kaynağıdır.</li>



<li>İşin ertelenmesine neden olan dikkat dağıtıcı nesneleri, işi yapmak için planlanan zamandan 10-15 dakika önce kapatmak konsantrasyonunuz toplama açısından size yardımcı olacaktır.</li>



<li>Hayatta hiçbir şeyin mükemmel olmadığını kabul etmek, yapılacak işin gözünüzde büyütmemenizi sağlayabilir.</li>



<li>Zamanı iyi yönetmek ertelememeniz için size bir disiplin ve motivasyon sağlayabilir. Mesela ‘’ Pamadora ‘’ yöntemi 25 dakika yapacağınız işe odaklandırır ve 5 dakika dinlendirir. Bu setten 4 kere yaptığınızda yapacağınız işten hem verim alırsınız hem de ilginiz başka yerlere kaymadan işinizi istediğiniz sürede bitirebilirsiniz.</li>



<li>Program ve listeler yaparak bölümlere ayrıldığında verimliliğinizi arttırır ve ne yapmanız gerektiği gözünüzün önünde olduğu sürece yapacağınız işten dağılmanızı engeller. Erteleme hastalığı ile başa çıkma konusunda kişiye yardımcıdır.</li>



<li>Erteleme problemi tedavisi, kişinin kafasında başlayan bir süreçtir. Eğer bu durum başarılamıyorsa bir psikologdan profesyonel yardım alınabilir.</li>
</ul>



<p class="has-text-align-right" style="font-style:italic;font-weight:400"><strong>Psikolog Adayı Elifnaz Tezel </strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://xn--karadaypsikoloji-gqc.com.tr/gunumuzun-problemi-erteleme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yine Aylardan Kasım</title>
		<link>https://xn--karadaypsikoloji-gqc.com.tr/yine-aylardan-kasim/</link>
					<comments>https://xn--karadaypsikoloji-gqc.com.tr/yine-aylardan-kasim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[kdpsikoloji]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Aug 2023 08:25:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Aylardan]]></category>
		<category><![CDATA[Kasım]]></category>
		<category><![CDATA[Yine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://xn--karadaypsikoloji-gqc.com.tr/?p=1251</guid>

					<description><![CDATA[&#160;Aylardan kasımdı. Korhan’ın olur olmaz hareketleri başlamıştı. Her şeye bağıran hiç yerinde duramayan, bir dakika önce seni seviyorum dese iki dakika sonra senden nefret ediyorum diyen biri haline gelmişti. Korhan dinine düşkün, ibadetlerini yerine getiren biriydi. Şimdilerde ise kendi çapında din oluşturmuş ve o dinin kurallarını kendi koyan biri olmuştu. Kendini peygamber sanıyordu. Onu seven [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&nbsp;Aylardan kasımdı. Korhan’ın olur olmaz hareketleri başlamıştı. Her şeye bağıran hiç yerinde duramayan, bir dakika önce seni seviyorum dese iki dakika sonra senden nefret ediyorum diyen biri haline gelmişti.</p>



<p>Korhan dinine düşkün, ibadetlerini yerine getiren biriydi. Şimdilerde ise kendi çapında din oluşturmuş ve o dinin kurallarını kendi koyan biri olmuştu. Kendini peygamber sanıyordu.</p>



<p>Onu seven eşi ve kızı, onun için çok üzülüyorlardı. Ne yapacaklarını şaşırmışlardı. Korhan ne söylerse ‘’tamam‘’ diyorlardı. Bir gün Korhan, avukat Adem ve diğer arkadaşlarıyla ormana mangal yapmaya gitmişlerdi.</p>



<p>Evde Vera’nın telefonu çaldı. Arayan Korhan’dı</p>



<p>-Hayatım çabuk gel beni buradan al!</p>



<p>-Neden Korhan ne oldu? Neredesin?</p>



<p>-Burada bana hiçbir şey vermiyorlar. Aç kaldım, beni herkes dışladı.</p>



<p>-Ben şuan nasıl geleyim Korhan’cığım araba tamirde sen ormandasın. Nasıl bulurum ben seni?</p>



<p>-Tamam&nbsp; ben hallederim! diyerek Korhan telefonu kapattı.</p>



<p>Vera neye uğradığını anlayamaz.&nbsp; Olup biteni kızı Tanla’ ya anlatır.</p>



<p>Tanla:</p>



<p>-‘’Anne keşke gitseydin belki babamın başına kötü bir şey gelmiştir.’’ der. Vera’da Tanla gibi merak etmiştir artık. Hemen eşini arar ama Korhan’a ulaşamaz. Panikleyerek Adem’i arar.</p>



<p>-Adem ben Vera ablan Korhan ağabeyin nerede? Bana onu yalnız bırakıp gittiğinizi söyledi neler oluyor?</p>



<p>-Abla yok öyle bir şey. Biz burada ağabeyimi bekliyoruz. Şehre bir arkadaşını almaya gitmişti şimdi gelir. Gelmezse ben gider bakarım. Sana haber veririm.&nbsp;</p>



<p>-Tamam, bekliyorum.</p>



<p>&nbsp;Adem biraz bekleyince meraklanır. Arabasına atlar ve Korhan’ı aramaya gider. Az ileride yerde oturmuş piknik yapan iki insan görür. Yanlarına gider. Bir&nbsp; bakar Korhan ve yanında uzun sakallı, yırtık pırtık kıyafetli, bir elinde de uzunca bir sopa olan, dervişe benzeyen bir adam…</p>



<p>Adem:</p>



<p>-Ağabey bu adam kim? Biz seni bekliyorduk gelmeyince merak ettik. Ben seni aramaya çıktım. Hadi gidelim.</p>



<p>Korhan:</p>



<p>-Hayır! Bu adamcağız bana sofrasını açtı. Siz beni dışladınız yemek vermediniz.</p>



<p>-‘’Ağabeyciğim sen bir arkadaşını almaya geldin. Biz seni neden dışlayalım hadi gel yemeğimizi yemeye gidelim.’’ diyerek ikna eder. Korhan arabaya binerken, Adem Vera’ ya mesaj atar. Korhan’ın iyi olduğunu belirtir. Yemek bittikten sonra tatlı, küçük bir pastaneye gelirler. Orada da daha önce ortaklık yapmak için anlaştıkları arkadaşı Mevlüt ile karşılaşırlar fakat konuşurken tartışmaya başlarlar. Korhan gayet sakin bir şekilde;</p>



<p>-Ben sana söz verdim 30 Ocak’ta paranı ödeyeceğim.</p>



<p>-‘’Ağabey senet vermiyorsan olacaklardan sorumlu değilim’’ diyerek oradan ayrılır.</p>



<p>Korhan çok korkmuştur fakat bunu etraftakilere belli etmemektedir.</p>



<p>Adem ile Korhanlara giderler. Vera onları beklemektedir, sevinçle;</p>



<p>-‘’Hoş geldiniz.’’der</p>



<p>Korhan sıkkın bir ses tonu ile ‘’hoş bulduk’’ der. Adem ile Korhan cam kenarındaki koltuğa oturarak ailesine neler olduğunu anlatmaya başlarlar.</p>



<p>Korhan:</p>



<p>-‘’Adam benden senet istiyor benim lafıma güvenmiyor. Asıl istersem ben onu ne yapacağımı bilirim. Benim kimseden korkum yok! Bana bir şey yapamazlar.’’der. ‘’ arkamda bırakacağım bir şey yok!’’</p>



<p>Adem onun sürekli huyuna giderek ‘’Evet ağabey en güçlü sensin kimse sana bir şey yapamaz!’’ der.</p>



<p>Tanla:</p>



<p>-Baba saçmalama hayır biz varız. Biz sensiz ne yaparız?’’</p>



<p>Vera:</p>



<p>-‘’Korhan’cığım olur mu öyle sen bizim için çok değerlisin.&#8221;&nbsp; derken, Korhan hemen bağırmaya başlar;</p>



<p>-Sen sus, sen konuşma, izin vermiyorum! Sus diyorum sana!</p>



<p>Vera bu duruma çok üzülür, ağlayarak odasına gider. Tanla o sırada babasına:</p>



<p>-Baba böyle davranmaman gerekti bence.</p>



<p>-Sen bana karışamazsın saygısızlık yapama! Eğer bir daha saygısızlık yaparsan seni tam alnının ortasından vururum anladın mı vururum!’’ diye bağırarak bu sefer kızına sinirlenir.</p>



<p>Adem hala Korhan ağabeysini korumaya devam eder.</p>



<p>Bu davranışları ailesinin dikkatini çekmeye devam eder ve daha çok endişelenirler.</p>



<p>O sırada Korhan elinin ayasını gökyüzüne kaldırarak içinden dualar okuyup bir şeyler sayıp avcunu kapatarak göğsüne koyar.</p>



<p>Adem:</p>



<p>-‘’Ağabey ne yapıyorsun?’’ diye sorar.</p>



<p>-‘’ibadetimi yerine getiriyorum ve Allah’ı anıyorum. Benim dinimde böyle ibadet ediliyor.’’</p>



<p>Adem şaşırır.&nbsp; ’’Nasıl böyle bir şey olur?’’ diye kendi içinde cevaplar aramaya başalar.’’ Korhan’a soramaz çünkü artık normal davranmadığını anlar.</p>



<p>Vera, eşi uyuyunca Korhan’ın kardeşi ve dayısını telefonla arayarak olanları anlattı.</p>



<p>Ertesi sabah erkenden Korhan’ın kardeşi Hazar ve dayısı Hasan, Korhan ile konuşmaya gelirler. Korhan onları görünce çok şaşırır.</p>



<p>-Hayırdır neden geldiniz?’’ diye sorar.</p>



<p>Hazar:</p>



<p>-Seni merak ettik ağabeyciğim.’’ der. Biraz konuştuktan sonra kardeşi bir şeylerin ters gittiğini anlar.</p>



<p>-Ağabeyciğim seni bir psikiyatriste götürelim.’’ der.</p>



<p>Korhan:</p>



<p>-Hayır! Ben istemem. Ben deli değilim ne doktorundan bahsediyorsun sen?’’ diye bağırarak evden hızla ayrılır.</p>



<p>Hazar ve Hasan hemen arkalarından gider.</p>



<p>Hasan:</p>



<p>-Korhan evladım gel hadi gidelim bir görün ne olacak?’’ diyerek kolundan tutup arabaya bindirmeye çalışırken, Korhan kardeşi ve dayısına yumruklar, tekmeler atar, avazı çıktığı kadar bağırmaya başlar:</p>



<p>-Beni kaçırıyorlar. Yardım edin!</p>



<p>Tabi herkes Korhan’ı tanıdığı için koşarak gelirler, onların elinden Korhan’ı kurtarırlar. O sırada polisler gelir ne olup bittiğini sorarlar.</p>



<p>Hazar:</p>



<p>-Ağabeyim biraz rahatsız onu doktora götürmek istedik fakat o biraz karşı çıktı ve bize saldırdı. Şimdi biz onu ne şekilde hastaneye götürebiliriz, bize yardım eder misiniz?</p>



<p>Polis:</p>



<p>-‘’Kaymakamlığa eşinin dilekçe vermesi gerekir. O şekilde Korhan Bey’e takip açılır.’’ şeklinde açıklama yaparak giderler.</p>



<p>Polislerin arkasından hemen Vera, Hazar ve Hasan kaymakamlığın yolunu tutarlar.</p>



<p>Tanla ise okulda neler olup bittiğini merak ederken babası Tanla’yı arar.</p>



<p>-Alo. Kızım amcanlar geldi beni kaçırmaya çalıştılar ama ben kurtuldum. Ben çok uzaklara, Allah’ın yolunda ölmeye gidiyorum. Hakkını helal et. Ben seni çok seviyorum</p>



<p>-Baba nereye gidiyorsun? Seni çok merak ediyorum lütfen gitme!’’ dese&nbsp; bile babasını ikna edemez. Babası telefonu kapatır.</p>



<p>Vera çoktan kaymakamlığa dilekçeyi vermiş her yerde Korhan’ı aramaktadırlar. En sonunda Korhan’ı Edremit ilçesinin Kadıköy semtinde bulurlar ve formalite gereği tutuklarlar.</p>



<p>Direk hastaneye giderler orda hekimleri kandırmaya çalışır.</p>



<p>-‘’Bunlar benim imza yetkimi elimden alarak bütün mirasıma konmak istiyorlar.’’ demesine rağmen hekimler Korhan ile başa çıkılamayacağını anlayarak, İzmir Yeşilyurt Ruh Ve Sinir Hastalıkları Devlet Hastanesi’ne nakil ederler. Nakil sırasında uyanmaması için uyku ilacı verirler. Yeşilyurt Hastanesi’ne vardıklarında Korhan’ın neden bu şekilde davrandığını çözebilmek için birkaç teste sokarlar.</p>



<p>Sonuçlar, psikolojik bir durum olup beynindeki tuz miktarının az olmasından kaynaklanan bipolar hastalığı teşhisi konur. Bu duygu durum bozukluğu bir ömür Korhan’da kalacaktık. Fakat düzenli ilaç içmez ise bu durumun tekrarlanacağı hem ailesine hem de kendisine bildirilir.</p>



<p>Korhan 21 gün hastanede yatar, hastalık konusunda fazlasıyla bilinçlendirilir. Korhan hastaneden çıktıktan sonra iyileşir, hatalarının farkına varır.</p>



<p>Ancak bu sefer de depresyona girer. Ailesi doktoruyla konuşur. Doktoru, şu sıraların olabileceğini depresyondan çıkması için Korhan’ı yalnız bırakmamalarını, onun kendi başına birçok şeyin kendi üstesinden gelebileceğini anlaması gerektiğini söyler.</p>



<p>Bundan sonra da Korhan ilaçlarını düzenli bir şekilde içip, iki ayda bir psikoloğuna gider ve kontrollerini olur.</p>



<p>Artık eskisi gibi mutlu bir aile olmuşlardır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://xn--karadaypsikoloji-gqc.com.tr/yine-aylardan-kasim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
